Tasarlanan Tasarım
- Betül Akyazı
- 10 Mar
- 3 dakikada okunur
Zaman Süreci: Oluşum
Yaşamımızın iç içe geçmiş pek çok yaşamdan oluştuğunu hissediyorsunuz değil mi? Birbirinden çok ayrı olan her şeyin aslında bir olduğunu... Paralel evrenlerde; pek çok evrende yaşıyoruz aynı anda, aslında içimizde hep bir şekilde devam ediyor pek çok hayat, farklı alanlarda mesela ya da farklı duygularda tabi eğer bilincimiz bu seviyeye ulaştıysa algılayabiliyoruz bu oluşumu.
Bu bağlamda ben bir çok yaşamın, bir çok tercihin aynı anda yaşamımızın tamamındaki oluşumu beslediğine inanıyorum. Bir şeyi tercih etmiyor dahi olsak aslında tercih ettiğimiz diğer yolu içimizde oluşturuyoruz farkında olarak ya da olmayarak. Bu sadece bizimle de ilgili değil, varlığımızla doğan her şey diğer yaşamları da etkiliyor. Bu bir çeşit farklı dünyalara inanma durumunu da getiriyor bilincimize, böylelikle pek çok evren varlığında bulunduğumuzu, bulunacağımızı düşünebiliriz. Bu durumu çokça seyreltip tasarım alanına entegre edersem eğer; bir tasarım oluşumu sürecinde aslında bir sonraki tasarım için farkındalıklar ve yeni gözler kazandırdığını düşünüyorum, aslında o tasarım formu bilincimizde net olduğu halde süreç içindeki bazı duygu değişimlerinin mesela (çünkü yaşam hep akan bir oluşum) bu tasarımın içeriğini tasarıma bağlı olarak yeni tasarımlarla geliştirebiliyor, derinleştirebiliyor. Yani aslıda tasarım asla bitmeyen bir süreç; diğer tasarımları beslemesiyle, yeni tasarımcılara göz oluşuyla, arayışa cevap vermesiyle gibi gibi pek çok değişken faktörle bir çok evrende var olabilir. Tıpkı bizim olduğumuz gibi, nereden bakarsak bakalım her birimiz eşsiz tasarımlarız.

Karar Verelim: Kökler
Değişimlerin bizi beslediği bu evrende, deneyimlerle büyüyoruz tabi kii. Bilincimizi büyüten her deneyimle farklı boyutlardaki varlığımızı da belirginleştiriyoruz. Lakin bu süreçte kaybolmamak ve sürüklenmemek adına, varlığımızı tam olarak yansıtabilmek yaşamımızdan tatmin olabilmek adına; değişmeyen bazı fikirlerin, duyguların ya da bir şeyin olması gerektiği kanısındayım. En azından bu düşüncelerin bahşedildiği bir bilince sahibim. Tamamen bize ait, kimsenin fikriyle kimsenin enerjisiyle veya kimsenin varlığıyla veya yokluğuyla değişmeyecek bir öze sahip olduğumuz kanısı taşıyorum. Bir fikir olabilir, bir duruş olabilir, bir yaklaşım şekli veya bir varlık amacı olabilir... Net ve keskin bazı noktalar olmalı ki, insandan örnek vereyim; bizde olan bu kaybolma psikolojisi-duygusu formunu dengeleyen sarsılmaz bir duruş olmalı ki dengede yaşanabilsin. Çünkü hayat bir denge konusu. Her şey mevcut göğsümüzdeki o geniş gökyüzünde, bunu gölge sayısında Jung’un gölgemizi tanıma, içeri bakma kavramlarıyla konuşmuştuk. Bkz. Gölgeyi Görünür Kılmak https://zerriniremakbay.com/?p=3660

İş mimari tasarıma geldiğinde ise belirlenmesi gereken net çıkış noktaları olması gerekir ki tasarım doğabilsin. Burası bizim sarsılmaz duruşumuzu yansıtacağımız yerdir; bu bir malzeme olabilir bir form ya da bir amaç olabilir. Tasarımın bir kökü olmalıdır. Bu sayede kökte beslenebilir ve bazı noktalarda kırıldığında yeni dallar büyütebilir. Bu tasarımda belirlenen kök eğer bir malzeme ise bu malzeme etrafında dönen bir tasarım süreci olacaktır. Bu kök durumu tasarımın kaynağı ve onun var olma nedenidir.
Bu kök bir fikir olabilir, bazen bir tasarım için belirlenen bir tasarım dili olabilir. Minimalist bir yaklaşım olabilir bohem ya da simetrik olabilir. İsimsiz bir tasarımdır belki de, sadece sizin görselinizde veya hissinizde şekillenen bir tasarım dili olabilir. Bu tasarım dili çerçevesi bizim kökümüzdür. Tasarım süreci bu köke göre büyür ve yeşillenir. Bu kök ile başlayan tasarım süreci şekillenirken; her türlü değişken etkiye uyum sağlayarak, süreçteki tecrübelerle içten değişerek, beslenerek ama kök sayesinde dengede de kalarak büyüyebilir. Bu dik duruş çerçevesinde, bu güven veren duruş içinde cesur deneyimler yaşayabilir, bu sağlam temel üzerinde cesurca yeni tecrübeler denenebilir. Bu sayede dengede, kaybolmadan ve sürüklenmeden amacını şaşırmadan ama değişerek, öğrenerek, büyüyerek; hayatımızı hazla, güvenle ve dışarıda ve içeride dengede yaşayabiliriz, tasarlayabiliriz. Bu yolda tasarımın içinde tasarımlar meydana gelir. Ama tasarımın özü hiçbir zaman kaybolmaz.
Yaşam alanı tasarımındaki belirlenen bir tasarım dili çerçevesinde bu tarza uygun seçilen bir mobilya için, mobilya tasarım süreci bu bahsettiğim konuyu mimari alanda tanımlayabilir. Bu süreç, o mobilya için uygun görülen bir malzeme çerçevesinde de yeni tasarım sürecini doğuracaktır. Her şey bu şekilde iç içe devam eder; evrenler evrenleri oluşturur. Bunlar olurken her bir nokta için bir kök olması elzemdir. Kök birdir.


Sonuç Değerlendirmesi: Sonsuzluk
Varlığımızın sonsuzluğu konusu coğrafya ve kültürlere göre değişken, fakat tasarım içindeki sonsuzluk bu alanda var olan her enerji için kabul edilebilir. Bu sonsuzluğu deneyimle, çeşitlilikle, gerektiğinde cesaretle adım atarak yeni yollara başlayarak besliyoruz, lakin, bu süreçte de her duyguda, her seçimde, her türlü tasarımda ve her zerre anda olduğu gibi bir karşıt durumunda olması gerektiğini, bir denge üzerinde olduğunu unutmadan netlik ve keskin bir duruş; özü koruyabilecek bir başlangıç noktası; bir kök olması zorunluluğunu da ele aldığım bir konu üzerinde konuştuk. Her şey karşıtıyla mümkün ve değerli. Her şey karşıtıyla var ve görülebilir. Bu yüzdendir ki her tasarımda bunu oluşturan sonsuz ihtimallerin doğacağı ve korunacağı net bir yön belirlenmeli, her tasarımda bu sürecin içinde pek çok tasarımlar yaratıldığı benimsenmeli diye düşünüyorum. Bu tasarım süreci özümüzü de tasarlar, enerjimizi hatta ruhumuzu ve gölgemizi de. Gördüğünüz gibi pek çok evren iç içe...
Restoratör İç Mimar, Sanat Yazarı: Betül Akyazı



Yorumlar